Matbuatımızdan Seçme Yazılar (Temmuz 2021)


Türk matbuatında bir ay içerisinde yazılmış ve okunmasında fayda gördüğüm fıkraları biraraya getirmeye devam ediyorum. Bu ayki liste biraz "garip" oldu. Her zamankinden fazla milliyetçilere ama aynı zamanda "fonlanmışlara" da yer verdim. 

Fon meselesi şu an için fazlasıyla siyasî (bu bizim dilimizde tarafgir demektir) olduğundan, yığınların ilgisi kaybolduğunda bir yazıyla dahil olmayı düşünüyorum. Yani bu konuda da söyleyeceklerimi mahfuz tutuyorum ve iyi okumalar diliyorum. 


1-) Süleyman Seyfi Öğün - "Mahremiyet Kaybı" / 1.7.2021 - Yeni Şafak

Bloğun sadık okuyucuları Süleyman Bey'in bu "seçmelerin" daimi konuklarından olduğunu bilir. Bu ay da pas geçmedik, misafir ediyoruz kendisini. 

Karl Popper ve hempalarının "açık toplum" düşüncesinden hareketle "mahremiyete" taarruz edildiğini yazan Süleyman Seyfi Öğün, yazının sonunda şuraya geliyor:

"Şu aralar hazin duygularla bir zamanlar evlerimizin mütemmim cüzü olan şu “misâfir odalarına“ mersiye yazmak geçiyor içimden. Edebî bir kalemim olsaydı bir lâhza durmazdım. Ha, bir de zihnimde, merhûm bilge mimâr Turgut Cansever’in, müteahhtilerimizin katlettiği eski Türk şehirlerinde ve evlerinde “mahremiyet-aleniyet” geçişlerini anlattığı zarif cümleler dolaşıyor. Karışık işler bunlar. Tercüme akılla “özel hayat-kamusal hayât” dikotomisine atlayan acentacı akademinin basitçiliğine sığmıyor tabii. Mahremiyet kaybı, ifşaat patlamasıyla bitecekti. Başka ne olabilirdi ki? Sonu gelmez ifşaatların şehvetine kapılarak anlaşılamayacak derin meseleler bunlar."

Okunduğu takdirde fayda sağlayacak bir yazı. 


2-) Servet Avcı - "Her nevi yalancı şahit bulunur" / 8.7.2021 - Yeniçağ

Toplumumuzdaki zararlı tiplerin çeşidi hakikaten çok fazladır. Denilebilir ki, dört mevsimi yaşayan ülkemizde; her mevsime, her aya, her haftaya ve hatta her güne özel zararlı tipler yetişebiliyor. Bu tiplerden iki tanesi ise özellikle "dikkat çekicidir"; muhbir vatandaşlar ve yalancı şahitler. 

Servet Avcı "yalancı şahitleri" yazıyor, ama onları perişan etmek niyetiyle değil, kimliksiz olduklarından onlara birer kimlik ve "karakter" bina etmek; böylece herkes tarafından tanınmalarını sağlamak amacıyla...

''Patron, efendi, başkan, reis, önder' fark etmiyor, bunlar karşısında menfaati için kılıktan kılığa giren ve mevsimlik kişilikleri olan insan tipleri bizim de gerçeğimiz... Doğrunun ve hakkın yanında olmaya çabalamaktansa, 'gör' denileni görmek ve 'görme' denileni görmemek, daha doğrusu kahredici bir karaktersizlikle yalaka/yağcı kadrosunda omuz vura vura yer açmak, topu topu bir kere yaşayacağımız hayata gerçekten yakışmıyor..."

Yalancı şahit olmaktan ve yalancı şahitlerden uzak tutan, faydalı bir yazı. 


3-) İskender Öksüz - "Orta gelir tuzağı" / 9.7.2021 - Karar

Bu ara iktisad çalışıyorum. Amacım yalnızca öğrenmek değil, olabildiğince basit şekilde öğrendiklerimi aktarmak. Çünkü iktisatçılarımızın çoğu basit gerçekleri basitçe ifade etmeme basitliğine düşüyorlar. 

İskender Öksüz, orta gelir tuzağını, kolay anlaşılır bir şekilde yazmış. Tadımlık:

"Bir bakarsınız ki artık ucuz işçilik avantajınız yoktur. Dahası, bu kolay yolu tutmuş ve ucuz işçilik avantajını kullanan başka ülkeler peyda olmuştur. Rusya ile rekabet edeceksiniz, Çin’le, Hindistan’la, Vietnam’la, Tayland’la rekabet edeceksiniz. Onlar sizden ucuza üretim yaparlar. Siz malınızı satamazsınız. Satmak için paranızın değerini düşürürsünüz; yani tekrar fakirleşirsiniz. Orta gelir tuzağının görünmez bir tavanıdır bu. Başınızı oraya çarpıp çarpıp aşağı düşersiniz."

İktisad tartışmalarımızın vazgeçilmez kavramı "orta gelir tuzağını" anlamak için okumalısınız.
 

4-) Ahmet B. Ercilasun - "Türk Dünyası" / 11.7.2021 - Yeniçağ

"Doğru bilgi" önemlidir. Siyasette, ekonomide, sporda… Her alanda "doğru bilgi" ile yol almak gerekir. Yanlış bilgi, propaganda amacıyla belki bir süre için işe yarayabilir. Ancak eninde sonunda işin doğrusu anlaşılır ve işler ters gider. Yanlış bilgiye dayanan politikalar da başarısız olmaya mahkûmdur." diyen Ahmet B. Ercilasun; Türk Dünyası'nın demografisi ve dili hakkında doğru bilgiler veriyor. 

Turancılar zaten okumalılar ama Turancı olmayanlar da okuduklarına pişman olmazlar, öyle bir yazı. 


5-) İlhan Uzgel - "Orta sınıf için dış politika olur mu?" / 19.7.2021 - Gazete Duvar

Gazete Duvar, biliyorsunuz, "Ermeni soykırımı yoktur" dediği için yazarını sansürleyen ve şimdilerde "fondaş" olarak tavsif edilen bir "medya" organıdır. Yine de kimi zaman kıymetli yazılar da yayınlayabiliyorlar.

İlhan Uzgel, Biden iktidarıyla birlikte "Ortadoğu değil orta sınıf için" dış politika ilkesini belirleyen Amerika'nın neden bu politikayı tercih ettiğini ve başarılı olma ihtimalini tartışıyor. 

Dünya'nın "kabadayısının" neler konuştuğunu bilmek fayda getirecektir. Genel olarak "bilmek" fayda getirir zaten. 


6-) Yavuz Selim Demirağ - "Vay be... Tam 10 yıl olmuş..." - 23.7.2021 - Yeniçağ

Yavuz Selim Demirağ, Türk milliyetçiliğin yılmaz kalemlerinden Necdet Sevinç'i anıyor. Neden pek kimsenin onu hatırlamadığına da kızıyor pek tabii ki. 

Bu kadar "unutkanlığın" sebebi; siyasi mülahazalardan ziyade, genel bir boşvermişlik olmalı diye düşünüyorum. 

"Mücadelenin zamanı yoktur. Mücadelenin mekânı yoktur. Mücadelenin mesaisi yoktur." sözleriyle hafızama kazıdığım Necdet Sevinç'i rahmetle anarken, yazıyı da tavsiye ediyorum. 


7-) Aytunç Erkin - "Türk mü? Türkiyeli mi?" / 29.7.2021 - Sözcü

Aytunç Erkin, "Kemalizm'i aşmak" isimli müsamereyi fikir savaşı zannedenlerin "Türkiyeli" kavramını icat etmelerine dikkat çekiyor. Bu oltaya ilk düşenin de İslamcılar olması tabii ki kimseyi şaşırtmıyor. 

Yazıdan alıntı da yapacaktım fakat Sözcü internet sitesi buna müsaade etmiyor. Ben de alıntı yapmaktansa, tavsiye etmeyi tercih ediyorum. 


8-) Besim F. Dellaloğlu - "Hangi Türkiye?" / 29.7.2021 - Gazete Duvar

"Fondaş" olan ve "Ermeni soykırımı yoktur" dediği için yazarını sansürleyen internet sitesinden ikinci bir alıntı daha. 

Rahmetli Attila İlhan yapardı bunu. Toplumca çokça tekrarlanan kelimelerin başına "Hangi" sorusunu koymayı. (Bakınız: "Hangi Batı, Hangi Atatürk...) Besim Bey de bunu yapıyor ve "Hangi Türkiye" diye soruyor.

Özellikle turist rehberliği yaptığı dönemde, bir Fransızla yaşadığı hatırası dikkat çekiyor. Hayatınızın belirli bir döneminde "hangi ..." diye sormadıysanız bile bu yazıyı okumalısınız. Çünkü burada yaşayıp da, bu soru kalıbını kullanmamak gittikçe ihtimal dışına çıkıyor. 


Umarım müstefit olmuşsunuzdur. Matbuatımızı izlemeye devam edeceğiz...
 

Yorum Gönder

0 Yorumlar