Anayasa Meselemiz

Milletimiz; belki keyfine göre bir şeyler bulamadığı için, belki konuşmaktan daha çok keyif aldığı için, belki de bilgi edinme ihtiyacını başka kaynaklardan giderdiği için okuma eylemine pek yüz vermez.

Nüfusa oranlayınca epeyi düşük çıkan "okuyan" vatandaşlar ise ya zaten bildikleri şeylere göz gezdirerek veyahut atlaya atlaya okuyarak türlü garipliklere imza atarlar. (Sahi, en son ne zaman önsöz okudunuz?

Yazılı şeyleri, okumak haricinde, her şekilde değerlendiren bu milletin başında yüz elli senedir bir dert vardır ki, çaresi henüz bulunamamıştır: Anayasa

Uğruna darbeler yapılmış, tedavüle sokulması için dağlara çıkılmış, padişahlar devrilmiş, başbakanlar asılmış, büyük çaplı iç kargaşalar çıkmış bir nesnedir anayasa. Beş sefer yeniden yazılmış, her seferinde uzamış ama bir türlü milletin ayağına yetişememiş bir battaniyedir anayasa.

Birçok memleket bunu tek seferde halletmiş, bazıları rejim değiştikçe anayasa yenilemiştir. Türkiye'de anayasa değişmesi için rejim değişikliği şart olmadığı gibi, rejim değiştiği zaman da anayasanın değişmediği görülmüştür. 

Cumhuriyet ne kadar Türkçe bir kavramsa ve ne ölçüde benimsenmişse; anayasa da o kadar yabancı bir kavramdır ve o derecede benimsenmemiştir

1876'dan beri bir anayasayla idare edilen memleketimizin yine de her zaman anayasa sorunu olmuştur. Ya yazılan uygulanmamış, ya okunmamış veyahut beğenilmemiştir. Anayasalar herkesin beğenisini değil ama hiç olmazsa saygısını kazanmak peşinde koştuklarından, aynı metnin içinde birbiriyle alakasız unsurlar kendisine yer bulmuştur. Türkiye'de anayasaların insicamı bozuktur.

Devletin "kafa kağıdı" konumundaki bu metin, Türk siyasetinin özeti gibidir anlayacağınız. Çok şey vaat eder, çok az işi çözer.

Vaat demişken; anayasa vaat etmek siyaseten çok kârlı bir iştir. Çünkü (bugün de gördüğümüz gibi) aynı anda hem iktidar hem de muhalefet tarafından vaat edilebilir. Demek ki Türkiye'de anayasa vaat etmek bir çeşit siyasi gelenektir. Gücü eline aldıktan sonra geleneklerle pek de bağlantı kurmak istemeyen siyasetçilerimiz, mesele anayasa olduğunda bu tavırlarından vazgeçer ve parlayan gözlerle "yeni bir anayasa" vaat ederler.

Çünkü "yeni bir anayasa" söylemi mesela "her insanın sırf insan olduğu için hakları vardır" demekle aynı şeydir. Kimse itiraz etmez, hiçbir yükümlülük getirmez ve daha önemlisi herkes kendine göre bir tarif yapar. Tarifin kişiye özel oluşu makarna yaparken işe yarayabilir ama anayasa makarna değildir. 

Biliyorsunuz yakın zamanda, birbirine hiç benzemeyen bir takım siyasi partiler biraraya gelerek bir "anayasa taslağı" meydana getirdiler. Ben bu çabayı olumlu bulanlardanım. Fakat bu kanıya metnin ayrıntılı bir incelemesinin ardından varmadım. Niyet beyanlarını okuyacak kadar boş vaktim yok. Yine de olumlu buldum çünkü hiç olmazsa biraraya gelip bir şey çıkardılar. 

Birbirine çok benzeyenlerin ittifakı da muhtemelen bir başka "taslak" hazırlayacaktır. Onlar da birlikteliklerini böyle şeylerle taçlandırırlarsa ülke için hayırlı olur. Siyasetimizdeki sıkışma biraz olsun açılır. 

Çünkü ne zaman anayasa tartışması başlasa, tansiyon düşer. Bunun sebebi herkesin yazılan şeyin zaten uygulanmayacağına olan sarsılmaz inancıdır. Kimse uygulanmayacak bir şey için ötekini kırmak istemez. Siyasetin tansiyonu düşerse siyasetçilerin pazarlık şansı yükselir. Taraf değiştirmek isteyenler hemen kafalarını çıkarırlar. Türkiye'de anayasa tartışmasının başlaması, futbolda transfer sezonunun açılmasıyla aynı anlama gelir. 

Siyasetçi pazarları ilgimi çekmiyor ama bitmeyen anayasa tartışmamız bana Dean Kamen'ın şu sözünü hatırlatıyor:

İnsanlar mümkün olan en uzun yolu izler, sayısız çıkmazlara atlar ve her türlü hatayı yapar. Sonra tarihçiler ortaya çıkar ve bu karışık, doğrusal olmayan sürecin özetlerini yazar ve basit, düz bir çizgi gibi görünmesini sağlar.

Basit ve düz çizginin üzerinde durduklarını zannedenler, yeni anayasanın her derde deva olacağını düşünebilirler. Fakat hakikaten düşünen beyinlerin biraraya gelerek oluşturduğu bir kamu olmazsa, yazılanın uygulanmasını kim denetleyecek

Keşke "taslaklar" bu soruya da cevap verse...                                     

Yorum Gönder

0 Yorumlar